Yurttan nameler…

0
323

Bu aralar beynim gülümsemek istiyor. Sık sık aklıma gelen yaşam kesiti ise yurt odam ve arkadaşlarım. Yurt hayatı insan gerçeğinin tanındığı, sen olmayanın  farkedildiği yer. Kalabalıkları severim ben, başkalıklar ile motive olurum. İşte  ortam; arayıp da bulunmaz bir fırsat. Öğrencilik hayatımın bir kısmı İstanbul Karaelmes Kız Yurdu’nda geçti.

İstanbul’u kazanınca bacaklarım titremişti. Kolay mı? Ereğli gibi herkesin birbirini tanıdığı bir  kasabadan çıkıp; sadece bir kere okul gezisi için gittiğim İstanbul’da tek başımayım. Yurda yerleştim. En güzel odalardan birinin en fiyakalı yatağında yatıyorum. O günkü çarşaflarımdan daha geçen hafta ayrıldım. Mavi , küçük çiçekli; tam ortasında da kocaman bir mürekkep lekesi kimin yaptığını bile hatırlıyorum. Ranzada alt kattayım, gece yürüme huyum var diye annemler korktular üst ranza alamadım. Sonra da hiç yatmadım yukarıda ….Odada kalırsam ilk gün üzüntüsü yaşayacağım. Yol , iz bilmem ama çıkmam gerekli. Bindim bir otobüse Taksim, Beşiktaş, Ortaköy. Bilmem gereken yerleri ilk gün böyle öğreniverdim. Odaya girmek istemiyorum, hüzünlenmekten kaçmak işime geliyor. Odamda iki Kıprıslı var. Çok komik konuşuyorlar bir o kadar da şirin. Odada dört kişiyiz malesef gelecek beşinciyi kendimize uyduramıyoruz. Uyamayanları gönderiveriyoruz başka odaya. Değişik bir otorite. Yurtta erkeklerle telefonla konuşmak yasak. Sene 1991. Problem varsa çözüm de var tabii. Ankesörlü telefon dışarıdan aranabiliyor yada yurdun genel telefonunu geceleri kullanıyoruz.  Temizlik işlerine bakan kadıncağız akşamları da telefonlara bakıyor. Onu uyumaya gönderir göndermez oturuyoruz telefonun başına. Şu eski çevirmeli telefonlardan var. Başlıyoruz kilitli telefondan aramaya. Korkulur valla bizden. Kıbrıs’daki sevgililer ,  bilmediğimiz numaralar aranıp dalga geçilir. Bazı geceler alem yapıyoruz. Altı tane sandalyeyi birleştirir masa yapıp; kendimize envayi çeşit mezeler…..O sofraların tadını hiç alamadım bir daha. Odada yemek yemek yasakken kuruyoruz biz bu sofraları. Sonra çeviriverirdik  mi leğenleri;çal çal oyna. Mavi leğen olur  darbuka. Kahkahanın bu kadar bol olduğu başka bir ortam hatırlayamıyorum ki. Kıyafet balosu mu dersin, terasta su tabancaları ile su savaşları mı? Mahalleli şikayet etti hatta bir kere bu su savaşı yüzünden bizi. Yurt müdürü ‘bunların hepsi üniversite öğrencisi yapmaz öyle şey ‘ demişti. Evden koli gelir. İşte o zaman bayram olur odada sadece bizim odada değil ki toplanıveriririz 26 numara, 21, 15 . Hep birlikte yenir dolmalar. En çok halıya çıplak ayakla basmayı özlerdim ben. Onun dışında güzeldi hayat…Hala hatırlayıp gülümsüyorsak …. Şimdi İstanbul’daki dostlarım işte bu yurdun sağladığı en güzel hediyeler. Aynı çatı altında yaşayıp birlikte paylaşmak her anı; ne çok şey öğretiyor insana. Herkes yaşamının birkaç yılında yurtta yaşamalı hem kendini hem diğer hayatları tanımak için.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here