Önce Beden Dili sonra Yabancı Dil

3
279

kahkahaYeni bir dil öğrenerek kendimizi ifade etmek için çaba harcarız. O dili iyi öğrendiğimiz ölçüde kendimizi daha iyi ifade edip, karşımızdakini daha iyi anlayabiliriz. Temel dilimiz olan ‘beden dili’  neden emek vermeye değer görülmez? Oysa kendini ifadenin asıl şekillendiği yer elbetteki insan bedenidir. Duruşu, dokunuşu, bakışı, yüz ifadesi; hepsi ile bir bütündür. Kelimelerin olmadığı ortamlarda bunu daha çok farkederiz. Bakın sadece beden dili ile kendinizi anlattığını ortamlar olmuştur. Beden dili sessizliğin sesidir aslında. Duygu ve düşüncelerin anlaşılmasında kelimeler değil, beden esastır. Beden dilinin asıl belirleyicisi ise iç dünyamızdır. Mutlu ve umut doluysak  gözlerimiz parlar, duruşumuz diktir, tüm hareketlerimiz canlıdır  ve enerji verir ortama. Mutsuz iken kendinizi nasıl kapattığınızı gözlemleyin. Beden dili kendimizle başlar, karşımızdakilerin kodlarını açarak anlamlanır. Kodları açarken de sadece kendi bildiklerimiz ile değil toplum görüşlerini de kullanırız. Türk insanındaki gülme üzerine hazırlanmış  kodlar beni gerçekten çok üzer. Bu nedenle kodları açarken biraz da özgür bakmak gerekli. ‘Çok gülen çok ağlar’ ‘Deli deli gülme, yeri değil’ ‘Gülme komşuna, gelir başına’. Gülmeyi desteklemiyoruz ve toplumsal yaşamda da iş yaşamında da çok beğenilen bir durum değil malesef. Kahkaha atan çalışanları hiç sevmedik plazalarda oysa o kahkahalardır çalışma enerjisi verip mekana renk katan. Sokakta kahkaha atan kızlarımızı ‘hafif’ olarak tanımladık. Annelerimiz yolda yürürken gülmememizi tembihledi. Beden dilindeki gülme; tüm algıyı, söyleneleri, ortamdaki kodları hepsini, hepsini pozitif yönde değiştirebilir. Bedenle, kalple, gözlerle , hepsiyle bolca kahkaha atmak dileği ile….

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here