Böyle Kıyamete Can Kurban (Yazar: Deniz ULU)

0
237
Uzun süredir kıyamet senaryoları ile adeta yeni bir ün kazanan Şirince köyünü o gün ziyaret etme ve atmosferi tatma imkanım oldu.
Yıllardır Şirince’ye gidip gelirim, annemse bugüne kadar hiç görmemiş bununla ilgili bana bir gün birlikte gidelim şeklinde yakınırdı. Bir gün, sabah haberlerini izlerken, annemin bu söylemi bir an aklıma gelince, aldım kağıdımı kalemimi elime, başladım o gün için güzel bir organizasyon ayarlayıp anneme süpriz yapmak için planlara… Yer yok söylentilerine hiç kulak asmadan, birkaç oteli aradıktan sonra bir yerde yer ayırtabildim.
Kıyamet gününe kadar geçen sürede;  ne yorumlar, ne haberler, neler neler duydum. Evde hazırlık yaparken, yanımıza ne alsak, hava nasıl olur, üşür müyüz diye düşünürken, annemin telefonu çalmaya başladı. Annemde planımız olduğunu hazırlık yaptığımızı anlatırken, telefonun diğer ucundaki teyzem, “Şirince çok kalabalık olacak, arabaları almıyorlarmış, izdiham olacakmış, çadırlar kurulacakmış…” şeklinde yorumlar yapınca annemin gözleri gitgide büyümeye başladı. Telefonu kapattığında;d gitme hevesinin söndüğünü hissettim. Annemin başka zaman gitmenin daha iyi olacağını, şimdi hevesinin kaçtığını, tat alamayacağımızı söylemesiyle benim çıkışım bir oldu. Kararlıydım, o gün oraya gidecektik.
21 Aralık sabahının erken saatlerinde, ayaklandım, giyindim, hazırlandım, annemi kaldırdım ( ki erken kalkmak pek kendisine uyan bir şey değildir. ) Eşyalarımızı aldık ve yola koyulduk. Şirince ayrımına girdikten sonra, bizi bekleyen jandarmalar ile karşılaştık. Arabımızın plakasını kontrol ediyorlardı ve günün ilk aksiliği orada başlamıştı. Kaç hafta öncesinden, jandarmaya plakalar konusunda bilgi verilmesine rağmen, listede kayıtlı değildik. Bir Türkiye klasiği.
Tesisin bilgilendirmesi, jandarmaya haberin ulaşmasıyla, güvenlik önleminden geçerek yolumuza tekrar devam ettik. Neyse ki geldik, derin bir  nefes aldık, kendimizi arabanın dışına atınca, tir tir titremeye başladık. Hava oldukça soğuktu. Birkaç adım atınca, herkesin arabasında oturup, klimalarını çalıştırıp ısınmaya çalıştığını ve kıyametin kopacağı 13:11 saatini bekliyor olduklarını gördük.
Köyün girişinde bir alan kurulmuş. Tüm gazeteler, televizyonlar, standlar, gösteri yapacak ekipler, müzik grupları, sağlık ekipleri (acil durum için doğum ünitesi dahi düşünülmüş), bazı bankalara ait gezici şubeler, yani aklınıza gelip gelemeyecek her şey burada. Her kanal, her saat başı canlı yayına bağlanıyor, durumu anlatıyor, ziyaretçilerden yorumlar almaya çalışıyorlar. Daha sabahın erken saatlerinde yoğunluk olduğunu, çok kalabalık olunacağı bilgisini veriyorlar, 100.000 kişi haberlerinin gerçek olma yolunda gittiğini , şeklinde haberleri ise iletmeye devam ediyorlar. Köylülere giden haberler de bu şekilde ki, hepsi hazırlıklarını en muntazam şekilde yapmış. Kıyamet gününe özel lokmalar, kıyamet günü şarapları gibi güne özel hazırlıkların yanında, köydeki teyzelerin hazırladığı onlarca sıcacık taptaze ekmekler, … Aklınıza ne gelirse…Biz bile inanıyoruz, kalabalık olmadan bir şeyler yiyelim diyerek, annemle karnımızı doyuruyoruz. Yanda bir köy sobası, o kadar keyifli ki.. Bir biz varız, sanki bize özel hazırlanmış her şey.
Zaman geçiyor, kıyamet saati yaklaşıyor, orası hala bizim. Köylülerin yüzleri biraz biraz düşmeye başlamış. Acaba biz burada mı böyle görüyoruz diyerek; çıkıyoruz , meydana doğru yol alıyoruz. Farklı köşelerde farklı tarzlarda müzik grupları, bir yerde Efelerin zeybek gösterisi, mikrofonu ellerinde sunucular, arkalarında kameramanlar,….Saat yaklaşıyor. Hafif bir kalabalıklaşma söz konusu olsa da maalesef, beklentilerin çok altında bir ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor o gün Şirince Köyü. Otellerin rezervasyonları iptal olmuş, kalabalığın büyük kısmı, basın. Bu bizim işimize geliyor tabii. Şirince’yi Şirince olarak yaşabileceğimiz için.
Saat 13:00 civarı herkes, köy girişindeki alanda toplanmaya başlıyor, basın hararetli olarak, röportaj halinde, atmosferi paylaşma çabasında derken, geri sayım başlıyor…10,9,8,7,6,5,4,3,2 ve 1!! Alkışlar, bağırış, çağırışlar,”eee?” diyenler, “bize zaten bir şey olmayacaktı “diyerek telefonlarına sarılanlar.
Kutlamalar, oyunlar,ısınmak için yakılmış ateşler, melek şeytan kıyafeti giymiş garsonlar ve o güne özel kıyamet menüsü tadımları…Tam bir panayır alanı. Herkes keyifli, herkes mutlu, herkes eğleniyor, inanır inanmaz farketmiyor ama herkes o gün orada keyif alıyor. Esnaf dışında…
Akşam üzerine doğru, köyün her yerinden sabaha kadar eğlence olduğuna dair anonslar, program davetleri yükseliyor. Güneş yavaştan batmaya, günlük ziyaret eden misafirler, hafiften dönüş yoluna koyulmaya, kıyamet gecesini Şirince’de geçirecek konuklar, bu şirin köyün sokaklarında, ateşler yakıp, şarkılar söyleyip, koyu sohbetlere akmaya başlıyor. Ve  kıyamet günü bu şekilde sonlanmaya, herkese “Böyle kıyamete can kurban” dedirtmesiyle bitmiş oluyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here