Venedik

0
108

Bazen arkasına bakmadan gitmek ister insan belki başkası olarak; kısa bir mola vermek, yeni hikayeler dinlemek , başka bir dünyanın içinde olmak…Yol durumu nereye gidildiği değil nasıl bir ruh ile gidildiği ile ilgilidir. İnsan doğasıdır gitmek ; bizi tutan bedenimiz değildir ruhumuzdaki binlerce haldir aslında. Seyahati planlarken arkamda bıraktıklarıma baktım; çocuklarım ,eşim,çalıştığım banka …Bavulumu toplarken gel-git  lerim öyle çoktu ki ama neler yaşayacağını planlamadığın bir yola çıkmak öylesine çekici ki…

Venedik Karnavalı, Venedik’in dünyaca bilinen en eski  etkinliği. Tam 744 yıldır kutlanıyor bu karnaval. Tek kural, et içeren yemekler yememek. Bu yüzden karnavalın rüya gibi yemekleri arasında deniz ürünleri ön plana çıkıyor  ve karnaval deniz kıyısındaki birçok şehirde ve adada, sokak lokantalarında yenen eşsiz yemeklerle yaşanıyor. Karnaval süresince takılan ve yüzlerin tamamını ya da büyük bir kısmını örten maskeler, ihtişamın boyutunu daha da arttıyor. Maskenin anlamı ise eskiden  var olan sosyal sınıf ayrımcılığının aşırılığına tepki göstermek ve aslında herkesin eşit olduğunu vurgulamak. Maske ile  karnaval ruhunun temelinde yatan kurallara karşı koyma ve özgürlük düşüncesini  gün yüzü gibi ortaya koymak.

Venedik havalimanından deniz taksiye binip suların şehrine ulaşıyoruz ….Bu Venedik e 3. gidişim ama daha önce hiç  festivalde gelmemiştim bu şehre…Sadece hayal etmiştim…170 kanal ve 400 e yakın köprünün bulunduğu şehirde mutlaka merkezde kalmak gerektiğini bir kere daha farkettim. Gecesini ve sabahını yaşamak için Vaporetto saatlerini beklememeli…

Uzun zamandır gün doğumuna uyanmadığımı farkettim. Ne kadar büyük bir kayıp her sabah güneşe merhaba demek oysa ne kadar muhteşem bir enerji verir insana. Sabah 05:30 ve düştük sokaklara ….hava karanlık…Farkettim… işi hiç şansa bırakmıyoruz güneşin doğuşunu kanyak içip fotograf konuşarak bekledik; neredeyse bir saat.Dolunay tüm ışıltısı ile bize arkadaşlık ediyordu ki gün doğarken o yavaş yavaş kayboldu.Her köşe başında birbirinden güzel görüntüler birbirini izledi.Gün doğduktan sonra ise nefis bir kahve ve dolce(tatlı).

‘Sokaklarında kaybolmak ;haritadan aramamak demek’ aslında Venedik de gezmek. Deniz mahsulleri yerken birbirinden lezzetli restaurantların patronlarıyla yarı İtalyanca sıcak sohbetler etmek, dans etmek.Her yemekte Chianti başta olmak üzere kırmızı şarap içmek.Venedik aslında süprizleri ile güzel.Bir sokağa çıkmaz diye girip; harika avlular yakalamak,minik kanallar,köprüler ve balkonda asılı çamaşırlar görmek…

Venedik de iki  büyük ada var Murano ve Burano Adaları. Morano daki cam ocakları hakkımızdan feragat edip Burano nun rengarek evlerinin tadını çıkarmak için Vaparetto ya biniyoruz.En az İtalyanlar kadar konuşup gülüyoruz ne biz yabancıyız; ne onlar yabancılıyor…Henüz Festival başlamadığı için ortalarda turist yok.Burano nun renkli evleri kadar dantelleri de meşhur. Ben dantel bir maske beğeniyorum…

Burano adasındaki yaşam ‘eğlenceli’.Eğlence insanların kalbinde, gözlerinde,ruhlarında ve evlerine yansıtmışlar…Ada telaşı unutmuş ; sözcülerinden çıkarıvermişler ‘yavaş’ ı yaşarken her adımdan farklı bir tad alıyor insan. Çamaşırlardan yayılan temizlik kokusu ev halini daha samimi kılıyor evler çamaşırlar ile açıyorlar kendilerini ;özel olan asılı çamaşırlarkla sokak aralarında yaşanıyor.Şubat ayının soğuğu malesef bu adaya uğrayamamış evlerin, dükkanların kendisi o kadar sıcak ki kapıdan dönüvermiş soğuk.

Anlatılan hikayeye göre, adanın erkekleri gece geç saatlere kadar içmekte ve ancak sarhoş olduktan sonra  evlerine dönmekteler. Hal böyle olunca da sabaha karşı evlerine dönen erkekler evlerini şaşırmakta ve başka evlere girmeye çalışmaktadırlar!  İşte, adanın kadınları her gece geç saatlere kadar eşlerini beklemekten ve onların yanlış eve girmelerini önlemeye çalışmaktan yorulurlar. Kadınlar ; yine farkı yaratarak  herkesin evini farklı bir renge boyamasına karar verirler. Üstelik sadece evlerini değil, evlerinin önlerinde duran sandalları da evleri ile aynı renge boyarlar.

Festival sabahı heyecan ile uyandık…Bayram tadında …Yeni maskelerimiz, kostümlerimiz, makyajlarımız birbirinden renkli karnaval günü kalabalıklarda kaybolmak için…Fotograf makinalarımız elimizde o poz veren maskeli insanların herbiri birbirinden eğlenceli; ruhlarının ne dediğinin aslında önemi yok kıyafetler ve maskeler konuşuyor sokaklarda.

Her köşe aşında bir müzisyen var yoldan geçenlerle dans ediveriyorlar. Venedik bu hali ile farklı bir renge büründü; o dar ,loş sokaklar maskeli insanlarla coştu adeta.Kimisi sadece kendisi poz veriyor yanına yaklaştırmıyor kimseleri bazıları insan seviyor sarmalanıyor fotoğraf çektiriyor.Güzel olan ise karnaval havası….

Karnaval da bir başka tat vardı Venedik te. Öğrendim;’Karnavalı’ nı yaşayınca şehrin rutin hali renkiz…Karnavalı yaşarken insan ruhunun karnavalı daha büyük oluyor….

Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here