İlkokul dörtten beşe geçtiğim seneydi karne hediyesi kırmızı bir Pinokyo bisiklet alındı bana. O zamanların en büyük hediyesiydi sanırım. Ne uğraştılar bisiklet öğretmek için.... Ereğli'de oturuyorduk o yıllarda. Lojmanların içinde bisiklet kullanılabilecek yollar vardı. Galiba çok da araba yoktu ;1985...

41 imde Ben

Hayatımdan bir yıl daha geçti uçuverdi…Dönüp bakıyorum yaşadıklarıma, kendime, hayallerime…Bambaşkayım; bazen tanıyamıyorum kendimi fakat çok seviyorum beni. Mecburiyetlerimi bıraktım. Sadece istediğim şeyleri yapıyorum, istediklerimle zaman geçiriyorum. Arkadaşlarımı ayıkladım. Dostlarımın kalbimdeki yerleri kocaman...Zorlamıyorum hayatı da kendimi de. Mesela gündüzleri şarap içer...
Sonbahar ne güzel mevsimmiş de ben hiç anlamamışım yıllardır. Nasıl anlayacağım ki İstanbul da Belgrad Ormanı'na gittiğimiz günler dışında etrafta doğru dürüst ağaç mı görüyorum ki? Ormana gitmek için trafikte geçirilen saatlerden bahsetmiyorum. Çocuklar da sonbahardan itibaren eve kapanmaya başlıyorlar...
Benim oğlum Türk Eğitim sistemi ile yoğruldu. Hep ödev, tam ödev ve hafta sonu anasınıfından beri ödevi var. Şu anda hafta sonu ödevi olmaması haline alışıyor. International School ödev vermiyor hafta sonu. Öğretmeni okulun CEO su. CEO nun ne...
Anladım ben onu….'Bende suyunu çıkarma hastalığı var'. Ne yaparsam sonuna kadar. Çalışıyor muyum ?Gecelere kadar, paralıyorum kendimi . Yemek yapıyorum ya şu günlerde sormayın evde bir deniz mahsulü günü, bir et günü, …..Bugüne kadar denemediğim tüm yemek ve tatlılar...
Biz neler yaparız pazar günü İstanbul'da…Kahvaltıya gidebilirz biryerlere eski favorimiz Beyaz Fırın'dı. Okullar açıldıktan sonra pazar bile trafik olur şehrimde. Alış veriş merkezi klasik olmuştur her ne kadar gitmek istemesek de bir iş çıkıverir gitmeye  neden…Trafik olunca da beziverirsin...
Her sabah önünden geçtiğim bir ev var. Çatı katından rengarenk resimler, fırçalar ve boyalar görünüyor. O kadar fırça  ancak resim malzemesi satanlarda ancak bulunur. Kapının önünden her geçişimde resimlere bakıyorum, yapan kim diye düşünüyorum. Bir çeşit dikiz hali işte....
Her sabah çocukları okula götürme ve akşamüstü alma görevi bende. Okul sadece 2km uzakta…Yormuyor da, bu sabah dezavantajını farkettim. Ne mi oluyor? Şarkı bitmeden varıyoruz. Sadece bir trafik ışığı var ve ilk seferde geçiyorsun. Bir İstanbullu olarak şoka giriyorum....
Çevre Bilincim hep yüksek seviyede idi. Fakat Almanya'daki geri dönüşüm çılgınlığı inanılmaz. Bir Türk olarak çöp hiç problem olmaz. Hepsini tek çöpe atsan da kimse ses çıkarmaz; evin dışına çıkarırsın ve  hiççç ilgilenmezsin. Görevli Belediye işlemleri tamamlar. Ev sahibi bir zaman...

Ne oldu size?

Ellerim!!!!! Sizi tanımıyorum. Parmaklarımda nasırlar mı oluşmuş? Oje sürsem de ellerim bakımsız görünüyor. Valla bakasım yok ellerime. Demem o ki manikürcünüzün kıymetini bilin. Elbette Almanya'da da var. Ben henüz karşılaşmadım ama ağzını maske ile kapatmayan ve bu işi ameliyat...
0BeğenenlerBeğen
1,128TakipçilerTakip Et
99TakipçilerTakip Et

POPULAR POSTS