41 imde Ben

0
73

Hayatımdan bir yıl daha geçti uçuverdi…Dönüp bakıyorum yaşadıklarıma, kendime, hayallerime…Bambaşkayım; bazen tanıyamıyorum kendimi fakat çok seviyorum beni.

Mecburiyetlerimi bıraktım. Sadece istediğim şeyleri yapıyorum, istediklerimle zaman geçiriyorum. Arkadaşlarımı ayıkladım. Dostlarımın kalbimdeki yerleri kocaman…Zorlamıyorum hayatı da kendimi de. Mesela gündüzleri şarap içer oldum. Sevdiğim arkadaşlarımla buz gibi bir beyaz, yazları ; sıcak mis gibi tarçın kokan kışları ama akşam değil ; bu gündüz versiyonu. Akşam halleri başka tabii.

Sadece işe odaklandığım günlerde hazırladığım hızlı sofralar yok artık . İstanbul şehrinde değil küçük bir köyde yaşadığımızdan aile akşam yedi gibi sofraya oturuyor. Yemek yapmayı seviyorum sadece sevdiklerime ve istediğim zamanlarda. Malesef dolma değil. O anne yemeği ve öyle kalacak. Hayatımda hiç yapmadığım kadar tart, kurabiye yapıyorum. Meğer ne güzel şeymiş pişirdiklerini hediye etmek…Hazırlamıyorum   pahalı hediyeler. Hediye dediğin önce kalpten gelmeli….Kalple pişirilmişse tadına doyum olmaz da. Komşum geçen hafta üç gün farklı farklı tariflerde kurabiyeler yapıp hergün kapımı çaldı sıcacık kurabiyelerle…Var mı daha güzel bir hediye alan  komşusundan bu yıl?

Eskisi kadar moda takip etmez oldum hele Almanya’daysan pek zor değil. Olanlar bir ömür yeter. Geçtiğimiz 6 ay başarı ile sonuçlandırdığım  kıyafet almama diyetini  bitirip; geçenlerde şık bir kaban aldım kendime. Ödül niyetine…Fakat alamıyorum  her elime aldığımda binlerce şey söylüyor beynim ve al(a)madan devam ediyorum yola.

Her ne durumda ne iş yapıyorsam yapayım ortalama şıklıkta bir hayat sürmeyi öğrendim. Ne paspal bir ev kadını, ne çok emek gerektiren bir bakım. Arada giydiğim sokakta yürünebilecek boydaki topuklu ayakkabılar iyi geliyor kadınlığıma…Almanların dediği gibi  ‘bequem’ yani rahat değil  ama  çok mutluyum. Bahçeden topladığım böğürtlenlerden maskeler yapar oldum. Doğalın hali meğer ne bambaşkaymış. Tırnaklarımı fırçalayıp ojemi sürdüğüm gibi işte budur…

Bana mutluluk veren yerleri, insanları, yiyecekleri daha iyi tanıyorum. Çok uzakta değiller ki….Bizim köyden şehre bağlanan bir yol var . Tepeden aşağı o manzarayı görünce içim içime sağmıyor mutluluktan. Çocuklarım da öğrendi manzaradan keyif almayı…Bazen sabahları okula giderken onlarla arabayı durdurup; manzarayı seyrediyoruz sonra devam….Kahve seviyorum sonra…Arkadaşlarımla kafede bazen hiç konuşmadan kahvenin tadını alıp öyle birbirimize bakarak. Çok mutluyumkonuşmadan  kalabildiğim dostlarım var. Bitki çayı seviyorum akşamları sobanın başında; odun çıtırtıları eşliğinde…İnsanlarım var mesafeleri uzak bile olsa kalplerini her an hissettiğim hatta çıkıp geliveren…

Çalışmak en sevdiğim şey….Sadece sevdiğim işi yaptığım için…Bildiğim herşeyi öğretmek istiyorum. Saklamadan, paylaşarak, büyüterek…Başka hiçbir amacım yok çalışmakta. Elbette para önemli ama çok iyi öğrendim para benim itici gücüm değil. Benim itici gücüm aşkla yaptığım herşey ve işimi aşkla yapıyorum. Yıllar önce de aşkla yapıyormuşum işimi ama tutkularıma yenilip kendimi çok verdiğim için insanları kırabiliyormuşum. Aşk işte….Şekli değişiyor yıllar içinde.

Tatilde olmak hep bilmediğin diyarlara gitmek değilmiş meğer…Tatil aile ile plansız öylece zaman geçirmekmiş diğer taraftan…Aklına o an ne geliyorsa onu yapmakmış. 30 larımın başlarında olduğu gibi ileriki tarihlere yapılan planlar değilmiş sadece…

Basit oldurmaya çalışıyorum herşeyi…Komple mevzuları hiç almadı zaten beynim. Uğraşmıyorum anlamak için basit olsun benim olsun. Karmaşık şeyler sadece kafa karıştırıyor ve ben değil onlar.

Daha fazla okuyorum ama sadece sevdiğim yazarları. Kim ne derse desin seviyorum ben Murathan Mungan’ı, İnci Aral’ı, Ayşe Arman’ı, Orhan Pamuk’u, Osman Aysu’yu, AhmetÜmit’i,…. Herkes okuyor diye kitap almıyorum. Dostlarım derse ki ‘bunu o okumalısın’ işte o zaman okurum yoksa yazarlarıma sadığım ben…

Hayallerim var elbette…Fakat biliyorum yazmadan gerçek olmaz….Eskiden hayallerime ‘hedef’ diyormuşum. İş hayatında öğrendiğim kelimelerden hayal daha iyi geliyor ve gerçekleştiğinde daha mutlu oluyorum. Yazdığım kağıtta yanına ‘tik’ koymak yerine kalp çiziyorum…İtirazı olan???

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here